bilgisayar destekli öğretim

 

BİLGİSAYAR  DESTEKLİ ÖĞRETİM (BDÖ)

Bilgisayarların öğretimde kullanılmasının en zor fakat en çok ümit vadedeni olarak kabul edilen Bilgisayar Destekli Öğretim kendi kendine öğrenme ilkelerinin bilgisayar teknolojisi ile birleşmesinden oluşmuş bir öğretim  yöntemi olup öğretim sürecinde bilgisayarın seçenek olarak değil, sistemi tamamlayıcı, sistemi güçlendirici bir öğe olarak kullanılmasıdır, Bilgisayar Destekli Öğretim’de bilgisayar, öğrenmenin meydana geldiği  bir ortam olarak kullanıldığı öğretim sürecini ve öğrenme motivasyonunu güçlendiren, öğrencinin kendi öğrenme hızına göre yararlanabileceği, kendi kendine öğrenme ilkelerinin bilgisayar teknolojisiyle birleşmesinden oluşmuş bir öğretim yöntemidir. Bu yöntemin öğrenme öğretme süreçlerindeki başarısı çeşitli değişkenlere bağlı olmakla birlikte, yöntemin başarısında öğretim hedef ve davranışlarına uygun ders  yazılımlarının sağlanması oldukça önemlidir. Bilgisayar Destekli Öğretim yönteminde, bilgisayar teknolojisi öğretim sürecine değil  de, geleneksel öğretim yöntemlerine bir seçenek olarak  girmekte nitelik ve nicelik açılarından eğitimde verimi yükseltmede önemli bir rol oynamaktadır (Uşun,2000, s.50-52).

Bilgisayar Destekli Öğretimde çeşitli öğretim modelleri kullanılmaktadır. Ancak Bayraktar, Keser ve Gürol tarafından önerilen ve yaygın kabul gören modeller şunlardır (Uşun, 2000, s.54)

Öğretimsel Model

Hipotezci Model

Açıklayıcı Model

Arındırılmış model

Bu modellerin her birisi öğrenme öğretme sürecine katkısı yönünden bilgisayarın değişik özelliklerini ortaya koymaktadır. Örneğin Öğretimsel Model temelde programlı öğretime dayanmakta ve bilgisayar sabırlı bir yardımcı gibi kullanılmaktadır. Hipotezci Modelde öğrenciye hipotez formüle etmeye yardımcı olunmakta ve bu model bilginin, öğrencilerin yaşantıları yoluyla yaratılması gerektiği düşüncesine dayanmaktadır. Açıklayıcı Modelde bilgisayar, öğrenci ile gerçek yaşamın gizli modeli ya da benzeşimi olarak, ilerledikçe konuyu keşfederek öğrenmesi esas alınmaktadır. Arındırılmış Modelde ise bilgisayar, öğrencinin çalışma yükünü azaltma aracı olarak kullanılmakta ve öğrenciye hesaplama, bilgi işlem vb. olanaklar sağlamakta ve onu desteklemektedir.... bu modellerin ortak özelliği, öğrenciye öğrenmesinde etkin bir yardımcı olmaları ve öğrenciyi merkeze almalarıdır (Uşun, 2000, s.54).

Bilgisayarın eğitimde kullanım yolları olarak düşünülebilecek olanlar şunlardır:

- İNTERNET aracılığıyla belli bir konuda araştırma yapmak, surf yapmak, özel ilgi grupları ile akademik ya da hobi amaçlarıyla ilişki kurmalarında,

- Kelime-işlemci (word processor) olarak, öğrencilerin ödevlerini yapmalarında,

- Eğitsel yazılımları (educational software) kullanarak;

(a) Öğretmenin işini kolaylaştırmak için,

(b) Öğrencinin kendi kendine deneyler ve/ya ekzersiz yapması için,

(c) Yabancı dil öğrenmek ya da pekiştirmek için,

(d) Eğitlence (edutainment) yoluyla okul öncesi dönemde temel yetenekler kazandırılmasında,

- Sınırlı ölçüde programlama öğrenmede (özel merak ve/ya yetenek sahibi olanlar için)

- Otomatik sınav makinesi olarak,

- Öğretmenlerin, öğrencileriyle ilgili kayıtları tutmasında,

- Çok az sayıdaki öğretmenin, yazarlık dili (authoring language) kullanarak eğitsel yazılım hazırlamasında,

- Diğer tasarımlanabilecek eğitsel ve idari amaçlar için..

Bu bağlamda yanıtlanması gereken iki soru şunlardır:

(1) Zaten ağır ders yükü altında bulunan öğrenciler, bunları ne zaman yapacaklardır?

(2) Derslerin geleneksel yöntemlerle işlenmesi sırasında bilgisayar (daha doğrusu yazılımlar), nasıl kullanılacaktır?

Bugüne kadarki uygulama, bilgisayar laboratuvarı yoluyla bir ek ders biçiminde olmuştur. Bu aynen, çamaşırları elle yıkamaktan bunalmış bir ev kadınının, eve getirilen çamaşır makinesi için söylediği, “bu kadar işin yanında bir de bununla mı uğraşacağım?” yakınmasına benzemektedir.

Bilgisayar, öğrenci ve öğretmenin işlerini kolaylaştırıcı bir araç olarak anlaşılıp kullanılmalıdır. Buna göre, mevcut ağır ders yüküne eklenmesi gereken değil, o yükün bir bölümünü ortadan kaldıran, bir “eğitim süreci yeniden yapılandırma” yöntemi olarak algılanmalıdır. Aynen, (BPR-business process re-engineering) yöntemi gibi, (EPR-education process re-engineering) !

 

 

 

Bilgisayar teknolojisinde son yıllarda yaşanan olağanüstü gelişmeler, tüm insanların dikkatini bu alana çektiği gibi, herkes bu gelişmelerden kendi alanında nasıl faydalanabileceği arayışına girmiştir. Doğal olarak eğitim sektörü de bu teknolojiden faydalanma yolları arayışına girmiştir.

Burada sorulması amaçlanan ve cevabının araştırıldığı sorular şunlar olmaktadır ?

1.      Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE), gerekli mi ?

2.      Eğer gerekli ise, nereye kadar, ne kadar Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) ?

3.      Belki de daha da önemlisi, bu soruların cevaplarının verilmesinde gerekli olan ölçekleri kimler belirleyecek ?

4.      Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE), bir lüks mü, yoksa olmazsa olmaz türünden bir ihtiyaç mı ?

5.      Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE), de yurtdışında yapılan gelişmelere oranla bizdeki çalışmaların daha yavaş yürümesinin nedenleri nelerdir ?

6.      Yurtdışında yaşanan gelişmeleri alıp burada aktardığımızda yeterli olacak mı ?

7.      Eğitimciler açısından bilgisayar okuryazarlığı nedir ve sınırları nereye kadar olmalıdır ?

8.      Hazırlanan eğitim yazılımları yeterli mi ? Eksik yönleri nelerdir ? Bu eksikleri kim ve nasıl değerlendirmeli ?

9.      Eğitim yazılımları hazırlanırken eğitimciye görev düşecek mi ?

 

Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE)’in bileşenleri :

Türkiye’de Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) alanında -sayıları yeterli düzeyde olmasa da-çalışma ve yatırım yapan kurum ve firmalara rağmen yeterli sayıda ve çeşitlilikte ürünün ortaya çıkmamasının nedenlerini anlayabilmek  için Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) ‘in temel bileşenlerini incelenmesi gerekir. Bu bileşenler şu şekilde sıralanmaktadır :

1.      Donanım

2.      Öğrenci

3.      Öğretmen

4.      Yazılım

 

Buradaki sıralama önem sırasına göre değil, içerdiği ayrıntıların çokluğu sırasına göredir.

1. Donanım :

Bu konuda çok fazla bir şey söylemek gerektiğini sanmıyorum. Yalnız dikkat çekmek istediğim nokta, bu konuda yapılan yatırımların verimli kullanılamadığıdır. Genelde karşılaşılan durumlar :

1.1.            Kullanılması yarardan çok zarar getirecek kadar eski malzeme

1.2.            Çok değerli yatırım yapıldığı için kapısı hiç açılmayan laboratuvarlar

1.3.            Sınırlı sayıda olduğu için idarecilerinin masasını süsleyen ve genellikle masaüstü duvar kağıdı veya ekran koruyucusu seyretmek amacıyla kullanılan bilgisayarlar

Bu örnekleri daha da arttırmak mümkündür ve giderilmesi gereken sorunlar içindedir.



2. Bu yazılımı ve donanımı kullanacak olan öğrenci :

Bu noktada hiçbir sıkıntımız olduğunu göremedim. Öğrenciler hangi sosyoekonomik çevreden olursa olsun bu konuda bilgiye ve öğrenmeye açık ve hazır. Yapılması gereken sadece onlara istedikleri bilgiyi vermek, fakat onların alabileceği şekilde ....

 

 

3. Bu yazılımı ve donanımı kullanacak olan öğretmen :

Maalesef en sıkıntılı konulara doğru geliyoruz ... Belki de en çok üzerinde durulması gereken ve şu ana kadar en fazla ihmal edilen nokta burası :

3.1.            Öğretmensiz eğitim olmaz : Bilgisayar, öğretmenin yerini alabilir mi ? Maalesef, Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE)’ye en büyük darbeyi vuran hiçbir dayanağı olmayan bu yaygın kanıdır. Muhtemelen eğitimi ve bilgisayarı tanımayan birileri tarafından söylenmiş ve olabilirliği araştırılmamış bir sözdür. Halbuki eğitim, insana özgü olan dinamik bir olgudur. Bir takım verilerin sıralanması veya önceden belirlenmiş bir işlemler zincirine sokulması gibi işler, bilgisayarın yapabileceği işler arasında iken eğitim sürekli dinamizm isteyen,eğitimci ile eğitimi alan arasında gelişen etkileşimli bir olgudur. Bilgisayarın eğitimcinin rolünü üstlenmesi mümkün değildir. Çünkü eğitim sırasında eğitimcinin önceden planlamadığı anlık değişik yaklaşımlar sergilenmesi gerekli olmaktadır. Bu bazen, bir öğrencinin ortaya attığı bir espriye cevap olarak, bazen sorulan bir soruya cevap olarak ya da sorulan bir soruya alınan cevap olarak gelişebilmektedir. Bu noktada bilgisayarın düşünme yeteneği olmadığından cevap vermesi veya mevcut durumu öğrenmeye katkısı olacak şekilde kullanması mümkün olamaz. Bilgisayarla yapılan bir çalışma sırasında da öğretmenin yönlendiriciliği veya denetleyiciliği gerekmektedir. Öğretmenin kontrolünün olmadığı sanıldığı durumlarda bile, öğretmenin gerekli olan kontrolü dolaylı olarak yapması eğitimin kalitesinin artmasına neden olacaktır.

3.2.            Eğitimcinin eğitimi : Bilgisayar teknolojisinin çok hızlı geliştiği ve çoğu zaman bu teknolojiye ayak uydurmanın çok zor olduğunu biliyoruz. Bunun nedenleri arasında maddi boyut ve zaman ayıramama sayılabilir. Fakat buna rağmen bazı okullarda bu konuda özel birimler oluşturulduğu ve çalışmalar yürütüldüğünü görülmektedir. Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) konusunda birşeyler yapmak isteyen her okul (veya kurum) kendi bünyesinde bu eğitimi gerçekleştirmeli veya bu alanda eğitim almak isteyen öğretmenlerine fırsat yaratmalıdır. Okulların içinde veya okullar arasında çalışma grupları oluşturarak, fikir alışverişleri sağlanarak bu eğitim gerçekleştirilebilir. Bu noktada ortaya çıkacak olan zaman ve yer gibi fiziki problemler aslında çözülmesi gereken en kolay sorunlardandır. Soruların yanıtı, Uzaktan Eğitim metotları içinde yatmaktadır. Fakat çözümü en zor sorunlardan biri olan, yeniliğe ve gelişmeye açık olmayan öğretmenlerin tutumlarıdır. Çözümü bu bildirinin dışında kalan bir olmasına rağmen, mutlaka dikkate alınması gereken önemli bir sorundur.

3.3.            Eğitimci bilgisayar hakkında herşeyi bilmeli mi : Eğitimcinin kendini mutlak bilici olmak zorunda hissetmesi, Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE)’ye yaklaşımında sorun oluşturmaktadır. Eğitimcinin eğitimine ayrılacak her türlü kaynak ve zamana rağmen eğitimci yine de bazı konulardan haberdar olmayabilir. Bu normal bir durumdur. Çünkü bilginin çok hızlı değiştiği ve yenilendiği çağımızda her bilgiden anında haberdar olmamız beklenemez. Bu nedenle eğitimci öğrenmeye açık olmalı ve bilmediği için kendini zayıf hissetmemeli. Teknolojinin bu kadar hızlı geliştiği bu çağda her türlü iyi niyetimize rağmen bilmeye yetişemediğimiz bilgiler olduğu ve olacağı muhakkak. Çağımızda “her bilgiyi bilmek değil, gerektiği zaman bilgiye ulaşabilmek” daha önemli olmuştur.

3.4.            Eğitimcinin bilgisayar bilgisinin sınırları : Bu konuda en üst sınır tabii ki olamaz, fakat en alt sınır olarak şöyle tanımlamak mümkündür. Eğitimci, en az bilgisayardan neler bekleyeceğini bilmelidir, çünkü öğrencilerden talep edebileceklerinin sınırını çizebilmek için buna ihtiyaç duyacaktır. Bu bilgi seviyelerini şöyle derecelendirebiliriz :

3.4.1.      Bilgisayar okuryazarlığı : Bilgisayarı temel işlemlerde kullanabilmek. Yazı yazmak, internete girmek, elektronik ortamda posta alışverişi ve bilgi arama işlemleri...

3.4.2.      Bilgisayarı tanımak : Bilgisayar okuryazarlığından sonraki bu aşamada bilgisayarın kapasitesini tanımalı, yani bilgisayardan neleri bekleyip neleri beklememesi gerektiğini bilmeli, (monitörü kamera olarak zannetmemeli, bilgisayarın sadece öğretilenleri yapabildiğini , bilgisayara öğretmekten kastedileni ) . Bunları bilmek sonucunda eğitimci bilgisayardan ne beklemesi gerektiğini bileceği için, bilgisayarı daha etkili kullanabilecektir.

3.4.3.      İleri seviyede bilgisayar okuryazarlığı : Bu aşamaya ulaşanlar temel bilgisayar bilgilerine de sahip olacaklarından artık onlarla sunum programlarına doğru yolculuğa çıkabiliriz. Yavaş yavaş grafik, animasyon, ses, müzik, video konularına doğru girmeye başlayabiliriz.

3.4.4.      Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) yazılımları değerlendirme : Bugün Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) yazılımları konusunda değerlendirme konusunda kendini yeterli görenlerin birçoğunun, bu yazılımların hazırlığı konusunda yeterli GENEL bilgiye sahip olmadıklarını görmekteyiz. Bunun neden gerekli olduğunu, özellikle hazırlamış olduğumuz yazılımı tanıtmaya çalışırken yaşadık. Geometri gibi özel soru hazırlamak gereken bir derste “sorular bilgisayar tarafından otomatik hazırlanıyor mu ?“ diyen bir eleştirmenin değerlendirmesinin çok sağlıklı olmayacağı kesindir. İleride belki ama günümüzün teknik koşulları içinde henüz erken olduğunu bilmesi gerekir.

3.5. Geleceğin Öğretmenlerinin Yetiştirilmesi : Üniversitelerimizde gelecekte okullarımızda eğitim verecek öğretmen adaylarını yetiştirirken onların ileride karşılacakları bu eğitim sistemine hazırlıklı olmalarını sağlamak ve üniversite ders programlarını buna göre düzenlemeliyiz. Şu anda sadece İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümleri için düşünülmüş olan “Bilgisayar Destekli Matematik Öğretimi” dersi diğer bölümler içinde düşünülmelidir.



4. Yazılım :

Belki de Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) konusunda en fazla ele alınması gerektiği halde en az ele alınan konulardan birisi de budur. Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) yazılımı geliştirmedeki mevcut potansiyelimiz sanılanın çok üzerindedir. Bu potansiyelden kastedilenin ne olduğunu daha iyi anlayabilmek için bir Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) yazılımı üretmek için gerekli olan aşamaları ele alalım :

 

Bir BDE yazılım geliştirme ekibinde olması gerekenler :

 

1.      İçerik sağlayıcı : Mutlaka tecrübeli ve yeniliğe açık bir öğretmenin  üstlenmesi gereken bu görev, verilmesi gereken bilginin hazırlanması ve içeriğin bilgi hatalarına karşı kontrol edilmesinden oluşmaktadır. İçeriğin senaryolandırılması işlemi sırasında verilmesi planlanan içerikte değişiklik olup olmadığını kontrol etmelidir. Ayrıca çalışmanın her aşamasında yapılan işi içerik bakımından denetlemesi gerekmektedir. Çünkü bazen yanlış tuşlama dediğimiz klavye hataları gibi istem dışı hatalardan dolayı istenmeyen sonuçlar doğmaktadır. Bunun için içeriği hazırlayan, aynı zamanda hazırlanan materyalin, hazırladığı içeriğe uygun yürüdüğünü de kontrolden sorumlu olmalıdır.

 

2.      İçeriği senaryolandırıcı : Verilmesi gereken içerik, hedef yaş grubu ve eğitim seviyesi dikkate alınarak bir senaryolandırılmaya gidilmelidir. Bu senaryolandırma aynı zamanda kullanılacak öğretim metoduna da karar vermeyi gerektirmektedir. Bu nedenle mutlaka tecrübeli bir öğretmen veya en uygunu bir öğretmen grubu tarafından yapılması gereken bir görevdir. Senaryoyu hazırlayan bir programcı kadar programlama, bir grafiker kadar grafik bilmek zorunda değildir, fakat genel hatları ile de olsa o teknik bilgilere sahip olmalıdır, aksi takdirde yapılması mümkün olmayan veya yapılması çok fazla masraf isteyen senaryolar üretir. Senaryonun hazırlanmasıyla görevi bitmez, uygulamaya konan senaryonun arzu edilen amaca ulaşıp ulaşmadığını test eder ve gerekli gördüğü değiştirmeleri önerir.

 

 

3.      Grafiker ve teknik ekip : Hedef kitleye uygun grafik elemanlarının seçilmesi, gerekli grafik ve animasyon tasarımlarının yapılması, gerekli görülen video ve ses kaydı gibi teknik ayrıntıların hazırlanmasını yürütür.

 

4.      Programcı : Grafiker ve teknik ekipten gelen malzemeleri senaryoya uygun şekilde programlar ve çalışması sırasında çıkabilecek teknik sorunların çözümlerini bulur.

 

 

5.      Hedef kitleden örnek : Hazırlanan çalışmanın ilk taslağını deneyecek ve hedeflenen amaca uygun olup olmadığını tespitinde faydalanılacak bir örnek grup mutlaka olmalıdır. Microsoft firmasının hazırladığı programların beta versiyonlarını test eden grup bu işi yapan daha profesyonel bir ekip, fakat bizim de okullarımızda bu testleri yapabileceğimiz, hem de bu işlere pek de istekli olan çok geniş bir öğrenci kadromuz var.

Bu öğrencilerin programları kullanmasına olanak sağlanarak ortaya çıkan tepkileri gözlemlemek ve bu gözlem sırasında bütün ekibin katılımını sağlamak gerekir. Örnek çalışmanın deneme çalışmasından sonra gerekli görülen değişiklik veya geliştirmeler varsa, ilgili birim o konunun üzerine giderek çalışmanın tamamlanması gerçekleştirir.

 

Sonuç:

Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE), eğitimdeki bir ihtiyaçtan değil; eğitime katılması amaçlanan bir katma değer olarak, bir ilave katkı olarak ortaya çıkmıştır. Yani Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) , olmazsa olmaz , denebilecek bir katkı değil ama eğitimi zenginleştiren bir eğitim modelidir.

İdeal olan Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE)’i değil, her türlü eğitim modelini dengeli bir şekilde uygulamak ve nerede hangi metotla yaklaşmanın daha doğru olacağını bilebilmek öğretmenler arasında ayrıcalık yaratan özellikler olacaktır.

 

Bütün bu mevcut durum ve potansiyel değerlendirmelerinden sonra geleceğe baktığımızda Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) ‘in gelişmesi için bilgisayar programcıları ve grafik,animasyon gibi teknik kadrolar açısından yapılması gerekenlerin büyük bir çoğunluğunun yapılmış olduğu görülüyor.

Şimdi sıra bu işe soyunması gereken öğretmen ve okullarda. Çünkü Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) geleceği olan ve iş potansiyeli çok büyük bir alan olarak önümüzde durmakta. Bu alanda en önemli ihtiyaç da eğitim yazılımları geliştirme bölgesinde olduğu da somut bir gerçek olarak durmaktadır. Bize, bizim eğitim sistemimize uygun yazılımlar gerekmektedir.

 

Gelecekteki sayılı okullar, bu alana yatırım yapacak ve kendilerine özgü yazılım geliştiren okullar olacaktır. Bilgisayar Destekli Eğitim (BDE) ‘i etkin şekilde kullanarak okullarında Toplam Kaliteyi sağlayacaklardır. Çünkü okullarda Toplam Kalite Yönetimi ancak bilgisayar teknolojinin etkin kullanımı sayesinde gerçekleşebilir. Onların yetiştirdiği öğrenciler, daha ayrıcalıklı olacak ve veliler o okullara öğrencilerini kaydettirebilmek için birbirleriyle yarışacaklardır.

Bilgisayar Destekli Öğretimin Yaraları

İlgili literatüre göre Bilgisayar Destekli Öğretimin yararları şu şekilde sıralanabilir  (Uşun, 2000, ss57,58).

Bilgisayar, öğrencileri sürekli aktif tutar; öğrenci bilgisayarın üreteceği sorulara  yanıt vermesi gerektiği ve ancak konu üzerinde düşünerek bir sonraki adıma geçebileceği için sürekli aktif olmak zorundadır.

Her öğrenciye kendi öğrenme hızında bir  öğrenim sağlar. Öğrenciler kendilerinden daha hızlı öğrenen öğrencilerle yarışmak zorunda kalmazlar. Öğretmenler geriden gelenleri beklemek için hızlı gidenleri yavaşlatmak zorunda kalmaz veya yavaş öğrenen öğrencileri bir yana bırakarak hızlı öğrenen öğrencilere göre ders işlemek zorunda değildir.

Bu  yöntemde her öğrenci, öğrendiği konu ile ilgili olarak sorduğu sorulara yanıt alabilir; sınıfların kalabalık olması, zamanın sınırlı olması ve bireysel farklılıklar nedeniyle öğrencilere soru s  orulmayabilir.  Bilgisayar Destekli Öğretimde, öğrenci bilgisayarla etkileşim kurarak, istediği anda konu ile ilgili sorular sorarak yanıtlarını alabilmekte ve istediği kadar tekrarlayabilmektedir.

Laboratuar ortamında yapılması tehlikeli ve pahalı olan deneyler benzetişim yöntemi ile kolayca yapılabilmekte, zaman ve para yönünden kar edilmektedir.

Bilgisayar destekli eğitimle konular öğrencilere daha kısa sürede ve sistemli bir şekilde öğretilebilir.

Öğrenci kendisine ait bir kişisel öğrenme ortamında rahatlıkla çalışabilmektedir. Öğrenci bilgisayarıyla baş başa ve kendi öğrenme hızına uygun bir ortamda daha rahat olmakta ve öğrenmenin kalıcılığı daha fazla olmaktadır.

Öğretim  programı öğrencinin öğrenme ile ilgili gereksinimine göre hazırlanabilir. Öğretim amaçlarının sıralanışı öğrencinin öğrenme davranışlarıyla belirlenir.

Öğrenim küçük birimlere indirildiği için, başarı bu birimler üzerinde sıralanarak gerçekleştirilir.

Öğrenci kendi çalışmasına rağmen, öğretmen tarafından sürekli denetlenebilir ve gerektiğinde müdahale edilebilir. Bilgisayar Destekli Öğretimde öğrenciler öğretmenin kontrolü altındadır. Bireysel çalışmalarda başa çıkamadığı sorunlar olduğunda  öğretmen öğrencilerine yardımcı olabilir.

Bedensel ya da zihinsel özürlü öğrenciler, özel olarak düzenlenen Bilgisayar Destekli Öğretim  ortamında bireysel öğrenme hızlarına göre ilerleyebilirler. Bedensel veya zihinsel özürlü öğrenciler öğrenme hızı açısından diğer öğrenciler nazaran daha geride kalabilmektedirler. Bilgisayar Destekli Öğretimde bilgisayar, bu tip öğrencilerin kendi öğrenme hızlarına uygun bir öğrenme ortamı sağlayarak yardımcı olur.

Öğretmeni dersi tekrar etme, ödev düzeltme vb. görevlerden kurtararak ona öğrencilerle daha yakından ilgilenme ve verimli çalışma zamanı ve olanağı tanır.

Bilgisayar, eğitim zamanının etkili bir şekilde kullanılmasını sağlar. Öğrenci kıt olan zamanı etkili faaliyetler yaparak geçirir. İkincisi, öğrenci her yaptığı öğrenme için kendiliğinden ödüllendirilir. Öğrenci kendi yaptığı ürünleri görerek öğrenmesini hızlandırabilir. Son olarak  öğrencinin yaratıcılık yeteneklerini geliştirebilir (İşman, 2000).

Bilgisayar Destekli Öğretimin Sınırlılıkları (Şahin ve Yıldırım, 1999, ss.64, 66)

Öğrencilerin sosyo-psikolojik gelişmelerini engellemesi;bazı uzmanlara göre,  bilgisayarların öğretimi bireyselleştirebilmesi, öğrencinin sınıf içinde arkadaşları ve  öğretmenleriyle olan etkileşimini azaltmaktadır. Öğrenci bilgisayarı ile başbaşa kalmakta diğer arkadaşlarıyla etkileşimde bulunamamaktadır. Bu da bireyselliği körükleyici bencilliğe yol açıcı olabilir.

Özel donanım ve beceri gerektirmesi; her şeyden önce bir eğitim yazılımını kullanılabilmesi için mutlaka gerekli donanımın bulunması gerekir. Sınıfların ya da okulların Bilgisayar Destekli Öğretim için gerekli donanıma erişimi bazen zor ya da pahalı bir süreç olabilir. Yazılımların sürekli yenilenmesi ek bir maliyettir.

Eğitim  programını desteklememesi; öğretimde kullanılan her materyalin, eğitim programını destekleyici ve programda belirlenen amaç ve hedefleri öğrenciye kazandırıcı nitelikte olması gerekir. Bu tip yazılım ve programların sürekli yenilenmesi geliştirilmesi gerekebilir.

Öğretimsel niteliğinin zayıf olması; program uygunluğunun yanında, eğitim yazılımlarının öğretimsel olarak da etkin öğrenme ortamlarını öğrenciye sunabilmesi gerekir. Yazılımlar ise genellikle eğitimciler tarafından yapılmadığından sorunlarla karşılaşılabilmektedir.  

Eğer bilgisayarların kullanımı etkili bir şekilde planlanmamış ise bir takım olumsuz yönler ortaya çıkabilir. Bunlardan birincisi, öğrenciler arası sosyal ilişkiler gelişmeyebilir. İkincisi, bazan çok paralar harcayarak alınan bilgisayarlar kullanılmadan kenarda durabilir ve harcanan paraların israf  olmasına neden olur. Son olarak bazan bir bilgisayarda yapılan çalışmalar diğer bir bilgisayarda açılmayabilir. Bunun için okuldaki tüm bilgisayarlarda aynı yazılım programı kullanılmasına dikkat edilmelidir (İşman, 2000). 

DÜNYADA BİLGİSAYAR DESTEKLİ EĞİTİM

Genel yaklaşım..

Ülkelerin gücü genç nesillerini iş dünyasına ve geleceğin toplumuna yaratıcı, üretken ve sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirebilme becerilerinde yatmakta. Özellikle çağımızda bunu başarabilmek toplumun bütün kesimlerinin hedef ve stratejilerde birlikte özveri ile çalışabilmeleri ile mümkün olabilmekte. Buradaki anahtar ise ülkenin geleneksel eğitim sisteminin az da olsa katabilecekleri ile toplumun ve dünyanın beklentileri doğrultusunda elimizde bulunan yeni araçların, kaynakların ve yöntemlerin işe koşulabilmesinde yatıyor.

Artık dünyada bilgisayar destekli eğitim denince akla laboratuvar ortamlarına sıkışmış bilgisayarlar yerine ülkelerin eğitim sistemlerine bütünsel bir bakış ve bir tasarım ve problem çözme süreci akla geliyor. Bugünün toplumunda başarılı ve üretken olabilmek için ve daha da önemlisi yarının yaşanabilir toplumunu yaratabilmek (kurgulayabilmek) için öğrenmeyi öğrenmek, düşünmeyi öğrenmek ve teknolojinin insanlığın hizmetinde nasıl kullanılabileceğinin anlaşılması gerekiyor.

Okul duvarlarının dışına bakıldığında teknoloji günlük hayatı büyük ölçüde etkiliyor. Bankamatiklerden Internet bağlantısına çok çeşitli alanda teknoloji bireysel yaşamın vazgeçilmez bir parçası. İş ortamlarının çoğunda ise artık teknolojiyi kullanma becerileri aranan bilgi ve beceriler arasında en başta geliyor.

Eğitim ortamlarında ise, bu ortamlarda kullanıma uygun teknolojik gelişmelerin ortaya çıkma hızı ne yazık ki bu yeni araçların öğrenme süreçlerine kattıkları değerin anlaşılması ve bilinçli uygulamaların yapılabilme hızından daha fazla. Doğal olarak bu nedenle, teknolojinin kendisine tapma, teknolojinin donanım ağırlıklı ögelerini olmazsa olmaz gibi görme, ya da firma bağımlılığı şeklinde olumsuz ve yararsız sonuçlar da ortaya çıkabilmekte. Oysa bugün teknolojik olanaklardan eğitim ortamlarında yararlanabilmenin yolu, işi sadece donanımın edinilebilmesi ve Internete bağlanabilmenin ötesinde görebilmeye bağlı. Aşağıdaki dört alanda yapılacak planlı çalışmaların ülkelerin milli eğitim politikaları ve hedefleri arasına girmesi gerekiyor.

1) Donanım

2) Ağ bağlantısı

3) Sayısal içerik

4) Öğretmenlerin profesyonel gelişimi

BDE nin alt başlıkları ...

Başta ABD olmak üzere birçok ülke eğitim teknolojisinin yaygınlaştırılması için donanım ve ağ/Internet bağlantısı konularında adımları atmış durumda. Ancak eğitim sistemlerinin doğru evrelerden geçerek gerçekten öğrenci başarısı üzerinde etkili olabilmeleri için sayısal içerik ve öğretmen eğitimi konularında da ciddi çalışmalar yapmaları gerekmekte. Kaldı ki donanım ve ağ bağlantısı alanlarındaki uygulamalar da çoğunlukla yetersiz ve birçok ülkede bölgeler arasında ciddi eşitsizlikler söz konusu.

Bu dört alanda örneğin ABD de kararlaştırılmış hedeflere bir göz attığımızda milli eğitim politikaları ve hedeflerin nasıl saptanması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.

Donanım alanında ABD de konmuş bulunan hedef, bütün öğretmen ve öğrencilerin sınıflarında en son model multimedya bilgisayarlara sahip olmasıdır.

Ağ bağlantısı alanında hedef, her sınıfın bilgi otoyoluna bağlanmış olmasıdır.

Sayısal içerikte hedef etkili eğitim yazılımları ve çevrimiçi (online) kaynaklarla öğrencilerin öğrenme ortamlarının desteklenmesidir.

Profesyonel gelişimde hedef, bütün öğretmenlerin öğrencilerinin bilgisayar teknolojilerini etkili bir şekilde kullanabilmeleri için gereken hizmet içi eğitim ve destek hizmetlerine sahip olmalarıdır.

Bu dört alanda saptanan hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı ise her alanda göstergelere bağlı olarak ölçülebilir.

Donanım alanının göstergeleri:

Bilgisayar başına düşen öğrenci sayısı

Bu oranın azalma hızı

Kaç öğrenciye bir multimedya bilgisayar düştüğü

Yeni bilgisayar alımı miktarı

Hibe bilgisayar sayısı

Bilgisayar yenileme hızı, miktarı

Makinaların teknik özellikleri (hız, bellek, multimedya özellikleri, ileri teknoloji özellikleri)

Makinaların bulunduğu fiziki mekan (laboratuvar, sınıf, müdürün odası)

Ağ bağlantısı göstergeleri:

Okulun Internet bağlantısı

Sınıfların Internet bağlantısı

Okulda kimlerin e-mail adresi var (öğretmen, öğrenci, yönetici)

Öğretim için yerel ağ kullanımı

Internetin hangi işler için kullanıldığı

Sayısal içerik göstergeleri:

Eğitim yazılımları ve materyalleri için çevrimiçi (online) ve abonelik erişim maliyeti

Eğitim yazılımı kullanımı, satın alma

Eğitim yazılımı geliştirilmesine yatırım

Profesyonel öğretmen eğitimi göstergeleri:

Teknoloji ile ilgili hizmetiçi eğitim programlarının sayısı

Zorunlu olup olmadığı

Bunun için öğretmenlere sağlanan zaman

Özendirme yöntemleri

Sertifika olup olmadığı

Eğitim programlarının düzeyi

Bilgisayar Temel Kullanımı

Teknolojinin Ders Programına Entegrasyonu (BDE)

Teknoloji ile Önderlik

Okullar 21. yüzyılın eğitim gereksinimlerini karşılamaya ne kadar hazır?

Günümüzde gereksinim duyulan en önemli konu Ne kadar hazır? sorusunun cevabının alışılagelmiş sözel tarifsel şekilde değil, mümkün olduğunca sayısal verilerle ifade edilebilmesidir. Bunun için, ele alınacak herhangi bir okulun durumunun belirlenmesi için yukarıda belirtilmiş gösötergelere göre okulun durumu değerlendirilmeli ve teknolojinin bulunup bulunmadığı, teknolojinin kullanılma şekilleri ve teknoloji entegrasyonunun hangi düzeyde gerçekleştirildiği saptanmalıdır. Bu saptama sonucunda okullar Alt Düzey Teknoloji , Orta Düzey Teknoloji , İleri Düzey Teknoloji ve Hedef Düzey Teknoloji okulları olarak sıralanabilmektedir.

Alt Düzey Teknoloji Okulu Profili

Bu okullardaki bilgisayarların çoğu Intel 386 ve öncesi işlemcilere sahiptir. (ki bu da World Wide Web e erişmek için sınırdaki işlemcidir). Çok az sayıda bilgisayar üzerinde CD-ROM sürücü bulunmakta ve böylelikle çoğu multimedya ürünlerine öğrenciler ulaşamamaktadır. Bu tip okullarda okulların Internet e bağlanma oranı ve hele sınıfların Internete bağlanma oranı çok düşüktür. Alt Düzey teknoloji okullarının diğer bir özelliği de bilgisayarların hala laboratuvar ortamında bulunması ve özellikle öğretmen eğitimine ayrılan kaynakların önerilen sayıların ancak % 10 ları civarında olmasıdır. Hatta bu okulların büyük bir çoğunluğunda öğretmenlerin büyük bir çoğunluğu teknoloji ile ilgili hiçbir eğitimden geçmemiştirler. Yapılabilmiş olan eğitimler ise daha çok teknoloji temel kullanımı ile ilgili olup teknolojinin sınıf içindeki kullanımı ile ilgili değildir.

Bu okullarda teknolojiye harcanacak para bir seferlik bir yatırım olarak görülmekte ve uzun vadeli teknoloji planı yapılmamaktadır. Diğer bir sorun da bu okullara çeşitli kaynaklardan hibe edilen makinalar ve bunların okulun planları ile uyumsuzluğudur. Hibe edilen makinalarla birlikte hiçbir zaman bakım, yenileme ve eğitim kaynakları verilmemektedir.

Orta Düzey Teknoloji Okulu Profili

Bu okullarda bilgisayar kullanımı ancak geleneksel eğitim sistemi içinde verilen ödevlerin tamamlanması içindir. Öğrencilerin çoğu için bilgisayar kullanımı düzenli ve sürekli değildir. Var olan eğitim yazılımlarının güncellenmesi yapılmaz ve bilgisayar kullanımı arada sırada yapılan ek bir aktivitedir. Bu ativite de yaratıcılıktan ve üretkenlikten uzaktır. Genellikle ders programı aktiviteleri içine entegre edilmemiştir. Bilgisayarlar araştırma için kullanılmaz. Bunun en önemli nedeni okulda öğretmenlerin profesyonel gelişimine ve teknik desteğe yeterince yer verilmemesidir. Bu yüzden öğretmenler teknolojinin ders programı yani eğitim öğretim içersinde etkili ve yaratıcı bir şekilde nasıl kullanılabileceği konusunda bilgi sahibi değildirler. Ve bu ortamlarda da kend

Yorum Yaz